Veri çekme, internette dağınık hâlde duran bilgiyi bir program aracılığıyla toplayıp tek bir listede birleştirme işidir. Bu sayfa size bir ürün anlatmıyor; terimin ne anlama geldiğini, neyin çekilip neyin çekilemeyeceğini ve bu işin sizin işletmenizde gerçekten karşılığı olup olmadığını teknik jargona girmeden gösteriyor. Sonunda dört soruluk kısa bir uygunluk testi var; üçüne birden “evet” diyemiyorsanız bu konuyu şimdilik kapatmanız daha doğru olur.
Sahibinden Pro — yıllık lisans ₺12.500 (KDV dahil). ₺300 karşılığı 1 günlük deneme lisansı alınabilir. Satın al: Sahibinden Pro
Bir satış ekibinin İzmir’deki diş kliniklerine ulaşması gerekiyor diyelim. Birisi haritayı açar, aramayı yazar, listeyi aşağı kaydırır, her kartın adını, telefonunu ve adresini tek tek Excel’e geçirir. İki saat sonra elinde altmış küsur satır olur; içinde birkaç mükerrer kayıt, birkaç eksik telefon ve bir noktadan sonra “bu da olsun” diye alınmış alakasız işletmeler bulunur. Veri çekme, bu iki saatlik yürüyüşün tam olarak aynısını bir programa yaptırmaktır. Program sizin bilmediğiniz bir yere girmez, sizin göremediğiniz bir alanı görmez; sadece aynı güzergâhı aynı sırayla, sıkılmadan ve kural değiştirmeden tekrar eder. Buradaki kazancı yalnızca hız olarak düşünmek yaygın bir hatadır. Asıl fark, altmışıncı kaydın birinci kayıtla aynı kurallara göre yazılmış olmasıdır: aynı sütunlar dolu, aynı biçimde, aynı sırayla. Elle toplanan listelerde ilerledikçe standart gevşer ve tablo, ancak onu toplayan kişinin okuyabildiği bir belgeye dönüşür. Programın ürettiği tablo ise ekipteki herkes için aynı anlama gelir. Bir de şu var: iki saat sonra o kişi listeyi bitirmiş olur ama bir hafta sonra liste eskir ve baştan başlamak gerekir. Program için ikinci tur birinci turdan farklı değildir.
İnsanlar “veri çekeceğim” dediğinde çoğu zaman birbirinden çok farklı dört işten birini kastediyor ve yanlış kutuya bakarak yanlış ürünü satın alıyor. Birincisi veri girişidir ve yönü tam tersidir: elinizde zaten var olan bilgiyi bir siteye ya da panele yazmaktır. İkincisi entegrasyondur: iki sistemin, aralarında resmî bir anlaşma bulunduğu için birbirine doğrudan bağlanmasıdır. Entegrasyon varsa veri çekmeye gerek kalmaz, hatta yanlış tercih olur. Üçüncüsü analizdir: elinizdeki tablodan sonuç çıkarmak, ortalama almak, eğilim görmektir. Veri çekme bunun hammaddesini üretir, kendisi yorum yapmaz. Dördüncüsü müşteri yönetimidir: kaydın kime atandığı, kiminle ne zaman konuşulduğu, hangi aşamada olduğu. Bu da ayrı bir ürün kategorisidir. Bu dördünü ayırmadan bütçe konuşmak neredeyse her zaman hüsranla biter, çünkü satın alınan araç teknik olarak sorunsuz çalışsa bile beklenen işi yapmaz. Kendinize sorun: benim tıkandığım yer bilgiyi bulmak mı, bilgiyi girmek mi, bilgiyi yorumlamak mı, yoksa bilgiyi yönetmek mi? Cevap “bulmak” değilse bu sayfadaki konu sizin sorununuz değildir.
Bu ayrımı baştan bilmek, sonradan yaşanacak hayal kırıklığının çoğunu önler. Birinci kutu, giriş yapmadan herkesin gördüğü alanlardır: ilan başlığı, listelenen fiyat, konum, yayın tarihi, ilan numarası, işletme adı, açık adres, kategori. Bunlar sayfada yazılı olduğu için okunabilir. İkinci kutu, siz giriş yaptıktan sonra size görünen alanlardır. Bunlar teknik olarak okunabilir ama artık kendi hesabınızın kuralları devreye girer; hesabın sorumluluğu sizdedir ve platformun kullanım şartları neyi serbest bırakıyorsa o geçerlidir. Üçüncü kutu ise hiç görünmeyendir: başka bir kullanıcının özel yazışması, sitenin iç kayıtları, sizden bilinçli olarak gizlenmiş bir iletişim bilgisi. Bir alan sitede gizliyse program da göremez. Şifre kırma, resmî arayüzü atlatma ya da yetkisiz erişim diye bir yol yoktur; olmadığı için de böyle bir şey vaat edilmez. Pratikte en çok soru getiren örnek telefon alanıdır: birçok ilan ve harita sayfasında numara doğrudan listede değil, ancak bir tıklamayla ya da hiç açılmaz. Bu durumda çıktıdaki telefon sütununun bir kısmının boş gelmesi arıza değil, kaynağın kendi davranışıdır.
Bu konu genellikle ya tamamen atlanır ya da korkutucu bir dille anlatılır; ikisi de yardımcı olmuyor. Üç başlıkta toplayalım. Birincisi kişisel veridir: bir gerçek kişiyi belirlenebilir kılan her bilgi, adı ve cep numarası dâhil, kişisel veri sayılır ve toplandığı andan itibaren bir amaca, bir saklama süresine ve talep hâlinde silinebilme imkânına bağlıdır. Bir işletmenin santral numarası ile bir şahsın cep numarası arasında gri bir alan vardır ve bu ayrımı sizin adınıza kimse otomatik yapamaz. İkincisi kullanım şartlarıdır: her sitenin kendi sözleşmesi vardır ve bir kısmı otomatik erişimi kısıtlar. Bunu okumadan başlamak, sonradan hesabınızı riske atmak demektir. Üçüncüsü tempo meselesidir: bir siteye insan hızının çok üstünde yüklenmek yalnızca nezaketsizlik değil, karşı tarafın hizmetini bozma riskidir; bu yüzden ciddi araçlar bilinçli olarak yavaş çalışır. Şunu açıkça yazalım: bu bölüm hukuki görüş değildir. Toplayacağınız veri kişisel veri içeriyorsa kararınızı kendi hukuk danışmanınızla birlikte verin. Bizim yaptığımız şey aracı sınırları belli biçimde teslim etmek ve o sınırları saklamamaktır.
Aşağıdaki dört soruyu kâğıda yazıp cevaplayın. Amaç sizi ikna etmek değil, gereksiz bir yatırımdan alıkoymak. Birinci soru: aynı bilgiyi kaç ayrı yerden topluyorsunuz? Tek bir kaynağa ayda bir bakıyorsanız otomasyon kurmanın maliyeti kazancını aşar; o işi elle yapmaya devam edin. İkinci soru: bilginin tazeliği kararınızı gerçekten değiştiriyor mu? Dünkü fiyat listesi işinizi görüyorsa aciliyet yoktur; bugünkü fiyatı bilmemek size para kaybettiriyorsa vardır. Üçüncü soru: bu iş kaç kez tekrarlanacak? Tek seferlik elli satırlık bir liste için kurulum yapmak zaman kaybıdır. Dördüncü soru: aradığınız alanlar giriş yapmadan görünüyor mu? Görünmüyorsa beklentinizi baştan aşağı çekin. Üç ve üzeri soruya “evet” diyemiyorsanız bu, henüz bir yazılım problemi değildir; büyük ihtimalle bir süreç ya da öncelik meselesidir. Üç veya dört “evet” çıkıyorsa devam edin, çünkü elle yaptığınız iş sizi gerçekten yavaşlatıyor demektir.
Testten “evet” çıktıysa bir sonraki adım fiyat karşılaştırmak değil. Önce şu üçünü yazılı hâle getirin, çünkü bunlar netleşmeden yapılan karşılaştırma elmayla armudu yan yana koymaktır. Birincisi çıktının biçimi ve muhatabı: dosyayı kim açacak, ne yapacak? Muhasebe için Excel dosyası ile satış ekibinin telefonuna düşecek kısa bir liste aynı şey değildir ve aynı kurulumu gerektirmez. İkincisi çalıştırma sorumluluğu: bu işi hangi kişi, hangi bilgisayarda yürütecek? Lisanslar cihaz bazlı verildiği için bu soru doğrudan maliyet kalemidir ve “ekipte biri yapar” cevabı pratikte “kimse yapmaz” anlamına gelir. Üçüncüsü sıklık: günlük mü, haftalık mı, ayda bir mi? Sıklık hem makinenin ne zaman açık olacağını hem de birikecek verinin hacmini belirler. Bu üçü netleştikten sonra hangi aracın size uyduğu sorusuna geçebilirsiniz; o soruyu ayrı bir sayfada, çıktı tipine göre eşleştirerek ele alıyoruz.
Beklenti ayarı, bu işin en az teknik kısmı kadar önemli. Veri çekme satış yapmaz; size kiminle konuşacağınızı gösterir, konuşmayı siz yaparsınız. Karar vermez; tabloyu önünüze koyar, yorum sizindir. Eksik kaynağı tamamlamaz: kaynakta olmayan bir bilgi çıktıda da olmaz, hiçbir ayar bunu değiştirmez. Geçmişi geri getirmez ve bu madde en çok pişmanlık üreten maddedir: bugün toplamadığınız bir gün, yarın hiçbir yerde durmaz, çünkü ilanlar güncellenir, silinir, fiyatlar değişir. Bu yüzden düzenli taramaya erken başlamak, sonradan telafi edilemeyen tek avantajdır. Son olarak, veri çekme dağınık bir süreci düzeltmez. Ekipte kimin neyi ne zaman yapacağı belli değilse elinize geçen temiz tablo da o dağınıklığın içinde kaybolur. Yazılım, var olan bir düzeni hızlandırır; olmayan bir düzeni kurmaz.
Pratikte aynı işi anlatırlar. “Veri kazıma”, İngilizce scraping teriminin karşılığıdır ve daha çok teknik metinlerde geçer; “veri çekme” ise işletme dilinde yaygındır. İşin makine tarafında tam olarak ne olduğunu merak ediyorsanız veri kazıma sayfamız aynı konuyu teknik derinlikte anlatıyor.
Tek kelimelik bir cevabı yok. Belirleyici olan üç şey var: topladığınız veri kişisel veri mi, kaynağın kullanım şartları otomatik erişim hakkında ne diyor ve toplama temponuz siteye zarar veriyor mu. Halka açık ilan alanlarını makul bir tempoda toplamak ile kişisel iletişim bilgisi biriktirmek aynı çerçevede değerlendirilmez. Kişisel veri söz konusuysa hukuk danışmanınıza sorun.
Kullanıcı tarafında kod yazmanız gerekmiyor; arama kriterlerini panelde seçiyor, çıktı klasörünü belirliyorsunuz. Ancak kurulum bir Windows bilgisayarda yapılır ve ilk gün birkaç ayarın anlaşılması gerekir. Kurulum desteği veriyoruz; “hiç dokunmadan çalışsın” beklentisi ise gerçekçi değil, çünkü hangi filtreyle ne toplanacağına siz karar veriyorsunuz.
Listeniz tek seferlik bir işe yarayacaksa gerek yok. Ama o listenin haftada bir güncellenmesi gerekiyorsa veya her güncellemede aynı elle toplama işini tekrar yapıyorsanız durum değişir. Ölçüt listenin varlığı değil, ne sıklıkta eskidiğidir.
Bizim ürünlerimizde tarama sizin bilgisayarınızda çalışır ve çıktı dosyaları sizin belirlediğiniz klasöre yazılır. Veri bizim sunucumuza kopyalanmaz. Bu, konfor açısından bir bedel getirir — çalıştırma sırasında makinenin açık olması gerekir — ama verinin ve oturum bilgisinin nerede durduğu sorusunu net biçimde cevaplar.
Hayır. Günlük deneme 300 TL’dir ve kendi kriterlerinizle kendi bilgisayarınızda çalıştırıp çıktıyı görmek için tasarlanmıştır. Bir günlük denemede bakılacak şey ürünün arayüzü değil, gelen tablonun sizin işinize yarayıp yaramadığıdır: sütunlar beklediğiniz gibi mi, kapsam yeterli mi, boş oranı kabul edilebilir mi.