Üç ayın sonunda tuttuğum notları paylaşıyorum. İlk iki haftayı zorlaştıran şey programdan çok benim alışkanlıklarımdı.
Eylül başında denemeye başlamıştım, bugün üçüncü ayı doldurdum. Baştan dürüst olayım: ilk iki hafta beklediğimden zor geçti ve bunun sebebi programdan çok benim çalışma alışkanlığımdı. Elle yaptığım işi olduğu gibi programa yaptırmaya çalıştım, olmadı. Aynı hataları başkası tekrarlamasın diye defterime not ettiklerimi buraya geçiriyorum. Yanlış yaptıklarım İlk gün en geniş aramayı kurdum. Elimde binlerce satır oldu, hiçbirine bakacak vaktim olmadı ve "işe yaramıyor" diye düşündüm. Çıktıyı hiç gözden geçirmeden müşteriye dönüş yapmaya kalktım. İki ilanın fiyatı güncellenmişti, ben eski fiyatı söyledim. Utanç verici ama öğretici oldu. Her gün ayarları değiştirdim. Neyin işe yaradığını göremedim çünkü karşılaştıracak sabit bir hafta yoktu. Kaydettiğim aramalara isim vermedim. Bir ay sonra hangisinin ne olduğunu hatırlamıyordum. Doğru yaptığımı düşündüklerim Tek bir bölgeyle başladım. Kadıköy dışına çıkmadım, sonuçları tanıyınca genişlettim. Çıktıyı sabah kahvemle beraber gözden geçirmeyi rutine bağladım. Elle liste çıkarmam yaklaşık iki saat sürüyordu; şimdi gözden geçirmesi 15-20 dakika alıyor. Kaydettiğim aramaları "Kadıköy 2+1 kira" gibi açık isimlerle adlandırdım. Bir haftayı hiç ayar değiştirmeden geçirdim. Karşılaştırma yapabildiğim ilk hafta o oldu. Küçük başlayın Dar bir aramadan çıkan 30 satırı okumak, geniş bir aramadan çıkan 3000 satırı okumamaktan iyidir. Genişletmek her zaman kolay, dağınıklığı toparlamak zor. Şunu da eklemek isterim: bu program benim yerime karar vermiyor. Hangi ilanın gerçekten değerli olduğunu hâlâ ben ayırıyorum. Yaptığı şey, bakacağım listeyi benim için hazırlamak. Bu bile günümü ciddi biçimde rahatlattı ama "kendi kendine iş yapıyor" beklentisiyle gelirseniz hayal kırıklığı olur. Aracı tanımadan hızlanmaya çalışma, önce yavaş sür.
Dördüncü maddeye ayrı bir katılıyorum. Yazılım tarafında da aynısı geçerli: isimlendirme tembelliği bir ay sonra sizi vuruyor. Ben kayıtlı aramaların başına tarih ekliyorum, "2025-09 Ankara ofis" gibi. Böylece hangi dönemde hangi mantıkla kurduğumu hatırlıyorum. Bir hafta ayar değiştirmeme fikri de doğru. Aynı anda üç şeyi birden değiştirince hangisinin etkisi olduğunu asla anlayamıyorsunuz. Tek değişken kuralı burada da işliyor. Tek eklemek istediğim şey şu: kayıtlı aramaları ara sıra gözden geçirin. Bende altı ay önce kurduğum bir arama hâlâ çalışıyordu, halbuki o işi bırakmıştım. Boşuna sonuç üretiyormuş, geç fark ettim. Benim gibi teknik bilgisi az olanlar için çok faydalı bir yazı olmuş, teşekkürler. Ben de ilk gün en geniş aramayı kurup korkmuştum, ekranı kapatıp üç gün açmadım açıkçası. Sonradan tek bir kelimeyle deneyince kafam rahatladı. Mağazam küçük, günde on beş satır bile bana yetiyor. Herkesin binlerce sonuca ihtiyacı yokmuş, bunu geç anladım. İsimlendirme konusunda da haklısınız. Ben kayıtlı aramalarıma önce numara vermiştim, bir hafta sonra hangisinin ne olduğunu bilmiyordum. Şimdi doğrudan ürün adını yazıyorum, en azından bakınca anlıyorum. Bu başlığı başlangıç rehberimize örnek olarak alacağız, izin verirseniz. Özellikle "önce dar arama" ve "bir hafta ayar değiştirmeme" maddeleri en sık atlanan iki şey. İlk kurulumda örnek bir arama şablonu bırakıyoruz; onu silmeden üzerine yazmak yerine kopyalayıp düzenlemenizi öneririz. Kayıtlı aramalara verdiğiniz isim çıktı dosyasının adına da yansıyor, yani isimlendirme sadece ekranda değil arşivde de işinize yarıyor. Çıktıyı gözden geçirme alışkanlığınızı da özellikle vurgulamak isteriz: programın topladığı veri her zaman toplandığı andaki hâlidir, saatler sonra değişmiş olabilir. Veri tarafından bakınca eklemek istediğim bir nokta var: "geniş arama işe yaramıyor" değil, "geniş aramanın çıktısını okuyacak bir yönteminiz yoksa işe yaramıyor". İkisi farklı şeyler. Ben geniş tutup Excel tarafında filtre uyguluyorum, çünkü tabloyla çalışmak benim işim. Ama sizin gibi gün içinde sahada olan biri için dar arama kesinlikle daha mantıklı. Yani cevap kişiye göre değişiyor, genel bir kural koymamak lazım. İkinci maddedeki fiyat hikâyesi bende de yaşandı, ama ben müşteriye söylemeden fark ettim, şanslıydım. Şimdi ekipte kural: çıktıdaki fiyat teklif konuşmasında kullanılmadan önce ilan tekrar açılıp doğrulanıyor. Otuz saniye sürüyor ve o otuz saniye insanı mahcup olmaktan kurtarıyor. Bunu ekibe anlatırken de "program yanlış veriyor" demedim, "veri toplandığı andaki hâli" dedim. İkisi arasındaki fark önemli, çünkü birincisi güveni kırıyor ve insanlar kullanmayı bırakıyor.